2 Aralık 2011 Cuma

Maslak Çinili Köşk


Sene 2001.Maslak Ayazağa'da pek fazla bileni olmayan,ormanın içinde üç nadide tarihi eser gizlidir.Ayazağa Kasrı,Süvari Köşkü ve Çinili Köşk.Dahil olduğum ekibin biz Topkapı Sarayında çalışırken başlayan bir diğer projesiydi Ayazağa Kasırları.Restorasyonu 1999 dan beri sürmekteydi.Ön hazırlıklarının tamamlanmasıyla kalemişi uygulamaları başladı ve bizde fırçalarımızı toplayıp soluğu Çinili Köşk'te aldık.


Sade bir mimarisi olan,yazlık bir mekandır Çinili Köşk.Süslemeleri mimarisinin aksine son derece görkemlidir.İç mekan duvarları yapıya adını veren çini panolarla kaplıdır.İçeride tavan,dışarıda ise yapıyı çepeçevre saran geniş revak,tual üzerine uygulanmış kalemişleriyle süslüdür.Yapının önünde eskiden içinde kayıklarla gezilen büyük bir havuz vardır.


Tual bezleri hazırlandıktan sonra tavan üzerine kaplandı.Desenleri bir çok farklı formda çerçeveleyen ahşaplar yerlerine monte edildi ve kalemişi başladı.Bir,iki cümlede anlatılan bu hazırlık aşamaları haftalar süren meşakkatli bir süreçtir kalemişi restorasyonun da.Bu yüzden de -kalemişi başladı-sözü içinde bir sevinç gizlidir,yazarken bile hissettiğim.


Ayazağa kasırlarının en küçük ve en ferah kasrının,hem iç hem de dış süslemelerin de altın yoğun olarak kullanılmıştır.Tavanı çeşitli formlara bölen ahşapların yanı sıra ,Türk baroğu uslubunda ki motiflerin ışıklarıda altın varak ile işlenmiştir.Rumiler ve baskı motiflerde süslemeleri zenginleştirmişlerdir.Ayazağa'nın şiddetli soğuğunu,baharını ve yazını yaşattı bize çinili köşk ve sonrasında da Ayazağa kasrı.En önemli iş tecrübelerimden biri oldu ve beni kalemişine daha da bağladı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder